
Aloe vera, dünya üzerinde en geniş coğrafyaya yayılmış, en fazla bilimsel çalışmaya konu olmuş ve kozmetik endüstrisinde en çok kullanılan bitkisel içeriklerden biridir. Yaprakları içindeki şeffaf jel, bugün milyarlarca dolar değerindeki küresel bir sektörün ham maddesini oluşturmaktadır. Ancak aloe veranın hikayesi sandığımızdan çok daha derin; bu bitkiyi 4.000 yıldan uzun bir süredir insanlığın yanında kılan ne?
Aloe vera insanlık tarihinin bilinen en eski bitkisel ilaçlarından biridir. MÖ 2.100 yılına tarihlenen Sümer kil tabletlerinde aloe vera adı geçmekte; bu durum bitkinin belgelenmiş kullanım tarihini neredeyse 4.000 yıla çıkarmaktadır. Ancak gerçek kullanım tarihi çok daha eskiye, insanlığın tarih öncesi dönemlerine uzanıyor olabilir.
Antik Mısır'da aloe vera "ölümsüzlük bitkisi" olarak adlandırılmıştır. Kraliçe Nefertiti ve Kleopatra'nın güzellik ritüellerinde aloe vera jelini düzenli olarak kullandıkları tarihsel kaynaklarda yer almaktadır. Firavunların mezar duvarlarına kazınan hiyeroglifler arasında aloe vera betimlemelerine rastlanmıştır; bu da bitkinin öbür dünya inancında da özel bir yer tuttuğunu göstermektedir. Mumyalama törenlerinde defin öncesi aloe vera hediye edilmesinin gelenek olduğu ve bitkiye "cennet armağanı" denildiği de bilinmektedir.
Büyük İskender, Hint seferinden dönen askerlerinin yaralarını iyileştirmek için aloe vera yetiştirilen adaları fethetmiş; bu bitkiyi stratejik bir askeri kaynak olarak görmüştür. Rivayete göre filozofu Aristo, İskender'i Sokotra Adası'nı (Hint Okyanusu, günümüz Yemen'e bağlı) ele geçirmeye ikna etmiştir; çünkü bu ada o dönemin en zengin aloe vera kaynaklarına ev sahipliği yapmaktaydı.
Eski Yunan hekimliğinde Dioskorides, aloe verayı yara tedavisi, saç dökülmesi, uyku bozuklukları ve kabızlık için kullanmıştır. Roma İmparatorluk döneminde aloe vera, "Vera" adını almıştır; Latince "gerçek" anlamına gelen bu sıfat, bitkinin sahte muadillerinden ayırt edilmesi için kullanılmıştır.
Orta Çağ Avrupa'sına ticaret yollarıyla ulaşan aloe vera, özellikle İspanya üzerinden 16. yüzyılda Amerika kıtasına taşınmış ve bugün dünyanın en büyük ticari aloe vera üreticileri Meksika, Dominik Cumhuriyeti ve Hindistan haline gelmiştir.

Aloe vera, kurak ve yarı kurak iklimlere olağanüstü bir adaptasyon göstermiştir. Bitkinin en dikkat çekici özelliği, olağanüstü su depolama kapasitesidir; yaprakların %99,5'i sudan oluşur. Bu su, yaprak yüzeyindeki kalın epidermis tarafından korunur ve bitkinin aylarca susuz kalmasına olanak tanır.
Aloe vera jeli bugüne kadar 75'i aşkın aktif bileşiğin tespit edildiği son derece karmaşık bir biyokimyasal yapıya sahiptir. Bu bileşikler başlıca 4 kategoride incelenebilir:
Aloe vera jelinin en önemli aktif bileşeni, beta-1,4-mannoz birimlerinden oluşan uzun zincirli bir polisakkarit olan acemannan'dır. İmmün sistemi uyarıcı, antiviral ve yara iyileştirici etkileri nedeniyle FDA (ABD Gıda ve İlaç İdaresi) tarafından veteriner tıbbında hayvan yara tedavisi için onaylanmıştır. Acemannan aynı zamanda bağırsak bariyerini güçlendirici etkileriyle de araştırmalarda yer almaktadır.
Yaprak kabuğunun hemen altındaki sarı lateks kısmında yoğunlaşan aloin ve emodin başta olmak üzere 12 antrakinon tanımlanmıştır. Bu bileşikler güçlü laksatif etki gösterir; bu nedenle oral aloe vera lateks ürünleri yüksek dozda kullanıldığında ciddi mide-bağırsak sorunlarına yol açabilir. Topik kullanım için hazırlanan aloe vera jeli ürünlerinde antrakinonlar genellikle uzaklaştırılmıştır.
Aloe vera jeli; C vitamini, E vitamini, B12 vitamini, folat ve kolin içerir. Mineraller arasında kalsiyum, magnezyum, çinko, krom, selenyum, demir, potasyum, sodyum ve mangan bulunmaktadır. Aloe vera, bitkisel kaynaklardan elde edilebilen oldukça nadir B12 vitaminlerinden biridir.
Bradikininaz enzimi, aloe veranın anti-inflamatuar etkisinin önemli bir bölümünden sorumludur; ağrı ve iltihabı tetikleyen bradikinin peptitini parçalar. Diğer önemli enzimler: amilaz, katalaz, lipaz ve alkali fosfataz.
Aloe vera jeliyle yapılan birden fazla randomize kontrollü çalışma, I. ve II. derece yanıklarda aloe veranın konvansiyonel yanık kremlerine (özellikle gümüş sülfadiazin) kıyasla iyileşme süresini kısalttığını göstermiştir. 2007 yılında yayımlanan bir meta-analizde aloe vera tedavisinin yanık iyileşme süresini ortalama 8,79 gün hızlandırdığı hesaplanmıştır.
2014 yılında Hindistan'da yürütülen bir çalışmada, %50 aloe vera jeli içeren bir formülasyonun akne lezyonu sayısını plaseboya kıyasla anlamlı ölçüde azalttığı görülmüştür. Aloe veranın P. acnes bakterisine karşı antibakteriyel aktivitesi ve sebum düzenleyici etkisi bu sonucu açıklamaktadır.
Aloe veranın transepidermal su kaybını (TEWL) azaltarak cilt nemlendirmesini artırdığına dair çok sayıda çalışma mevcuttur. Acemannan'ın film oluşturma özelliği, cildi dış etkenlerden koruyucu bir tabaka oluşturur.
Çift kör, randomize bir çalışmada (Syed ve ark., 1996) %0,5 aloe vera ekstrakt kremi uygulamasının, hafif-orta sedef hastalığında 0,1 triamsinolona (kortikosteroid) kıyasla daha yüksek remisyon oranı sağladığı bildirilmiştir. Bu bulgu dermatoloji çevrelerinde hâlâ tartışma yaratmaktadır.

Doğrudan Yaprak Jeli: Taze aloe vera yaprağını kesip iç yüzündeki şeffaf jeli kepçe veya kaşıkla çıkarın. Cilde doğrudan uygulanabilir; güneş yanıklarında, böcek ısırıklarında ve tahrişlerde birkaç dakika içinde serinletici etki sağlar.
Yüz Maskesi: 2 yemek kaşığı aloe vera jeli + 1 çay kaşığı bal + birkaç damla limon suyu karıştırılarak 20 dakika yüze uygulanır. Parlaklık ve nem için idealdir.
Saç Maskesi: Aloe vera jeli, baş derisi kaşıntısı ve kepek için saç derisine masaj yapılarak uygulanabilir. 30 dakika bekletip bol suyla durulanır.
Oral Kullanım: Piyasada aloe vera içecekleri ve jeli bazlı takviyeler mevcuttur. Önemli: İçecek formunda kullanılacak ürünlerin antrakinon içermediğinden (decolourized / purified) emin olun. Ham aloe vera lateksi yüksek dozda toksik olabilir.
Aloe Vera Sabunu: El yapımı Aloe Vera Sabunumuz, aloe veranın yatıştırıcı ve nemlendirici özelliklerini her yıkamada cilde taşır. Güneş yanığı sonrası, tatil dönüşü veya hassas ciltler için banyo rutininin vazgeçilmez parçası.
▶ Aloe vera her gün yüze sürülebilir mi? Evet, aloe vera jeli genel olarak her gün kullanıma uygundur. Temiz cilde uygulandığında hafif bir nem perdesi oluşturur; güneş kremi öncesinde de kullanılabilir. Çok kuru ciltler için tek başına yeterli bir nemlendirici olmayabilir; taşıyıcı bir yağ veya nemlendirici ile birleştirilebilir.
▶ Aloe vera saç uzamasına yardımcı olur mu? Doğrudan saç uzamasını hızlandırdığına dair klinik kanıt sınırlıdır. Bununla birlikte, saç derisi sağlığını iyileştirmesi (kepek, kaşıntı azaltma), folikülleri pH'ı dengeleme ve kan dolaşımını artırma mekanizmaları üzerinden saç sağlığına dolaylı katkı sağladığı düşünülmektedir.
▶ Evde aloe vera nasıl yetiştirilir? Aloe vera saksıda kolayca yetişebilen, oldukça dayanıklı bir bitkidir. Geçirgen kaktüs/sukulent toprağı, büyük ve bol delikli bir saksı ile bol güneş ışığı yeterlidir. Haftada bir kez su verin; kışın çok daha seyrek sulayın. Yaprak kesimi için bitkinin en az 3-4 yaşında ve yapraklarının en az 20-25 cm uzunluğunda olması önerilir.
▶ Aloe vera içmek güvenli midir? Ticari aloe vera içecekleri genellikle iç jelden hazırlanır ve antrakinon içermez; bunlar makul miktarlarda güvenli kabul edilir. Ancak ham yapraktan çıkarılan sarı renkli lateks kısmı (aloin içerir) yüksek dozda tüketildiğinde böbrek hasarı, elektrolit dengesizliği ve ciddi ishal yapabilir. Ham yapraktan kendiniz içecek hazırlamayı denememenizi tavsiye ederiz.
Saf aloe vera ekstrakt ile soğuk pres yöntemiyle üretilen el yapımı Aloe Vera Sabunumuz; hassas ciltler, güneş sonrası bakım ve her yaşa yönelik günlük kullanım için uygundur. İçeriğinde paraben, sülfat, yapay renk ve sentetik koku bulunmaz.
Benzer ürünler: Papatya Sabunu | Lavanta Sabunu | Shea Sabunu